RUS ÇARLIĞI’NIN TÜRKİSTAN’DAKİ 1916 YILI KATLİAMI İSTANBUL’DAKİ BASIN TOPLANTISINDA HATIRLANDI
17 Mart 2016  //  By:   //  FAALİYETLER, TÜRKİSTAN HABER, Uncategorized  //  No Comment   //   768 Okunma

 

KA3 (2)

17.03.2016

1916 yılında Batı Türkistan’da Çar Rusyası tarafından gerçekleştirilen ve tahminen 1,5 Milyon Türkistanlı müslümanın öldürüldüğü qatliamın 100 yıl dönümü münasebeti ile merkezi Türkiye’de bulunan Türkistan-Der (Uluslararası Turkistanlilar Dayanışma Derneği) tarafından 17 Mart’da Istanbul’da bir basın/ STK’ları bilgilendirme ve istişare toplantısı düzenlendi.

Toplantıya Türkistan-Der yöneticileri, Doğu Türkistan Maarif Derneği Başkanı Hidayet Oğuzhan ve yardımcısı Abdulahad Abdurrahman, Mazlumder İstanbul Şube Başkanı Ramazan Beyhan, İHH Genel Merkez yönetiminden Cüneyt Kılıç, Fatih Akıncılar Derneği kurucu Genel Başkanı Mehmet Şahin, Uluslararası Mülteci Hakları Derneği (Mültecider) yönetiminden Av.Burcu Körükçü, Özgürder Genel Başkanı Rıdvan Kaya, AKDAV yönetminden Mikail Alkan ve Abdulhamit Çelik,  Kudüsder yönetiminden Recai Yurdan, yazar Selahattin Eş ve Türkistanlı muhacir temsilcileri katıldı.

Toplantıyı Türkistander Başkanı Burhan Kavuncu açtı ve devam etti. Çarlık Rusyası’nın 1916 yılında Batı Türkistan’da gerçekleştirdiği katliamı, bu katliamın öncesinde ve sonrasında yaşananları anlattı. Müslüman Türkistan halkının Çar Rusyası’nın müstemlekecilik ve zorla çalıştırma siyasetine karşı isyanı, bu isyanın hangi şehir ve bölgelerde ortaya çıkıp yayıldığı, Rus ordusunun isyancıları vahşice katliam kılışı hakkında ayrıntılı bilgi verdi.

Doğu Türkistan Maarif Derneği Başkanı Hidayet Oğuzhan, Türkistander Başkan Yardımcısı Dr. Namoz Normu’min Türkistan’ın tarihi ve bugünkü meseleleri hakkında konuştular.

Toplantıya katılan Türkiye’nin önemli STK yöneticileri ve yazar Selahaddin Eş Çakırgil de Türkistan ve Dünya Müslümanlarının meseleleri ve bunların çözüm yolları hakkında görüşlerini bildirdiler.

Türkistander 2013 yılında Türkiye’ye 20. asrda ve 21.asrın başlarında hicret etmiş Türkistanlı Müslümanları tarafından kuruldu.

Türkistander, Orta Asya’dan çeşitli sebeplerle başka ülkelere hicret eden muhacirlere ilmi, maarifi, hukuki ve sosyal yardım sağlama alanlarında faaliyet gösteriyor.

Türkistander Basın Merkezi

turkestan-1916-02

 

79407eec8e1c418f55fdf70564a6ac80 (1)

IMG-20160317-WA0038

IMG-20160317-WA0011

Toplantıda Türkistander Başkanı Burhan Kavuncu tarafından sunumu yapılan metnin tamamı aşağıdadır:

YÜZÜNCÜ YILINDA 1916 KIYAMI VE BÜYÜK TÜRKİSTAN KATLİAMI

Türkistan İslami direniş tarihinin en önemli dönüm noktalarından birisi olan 1916 Kıyamı ve arkasından yaşanan büyük mezalimi konuşacağız.

1916 Kozgalışı aslında 1800’lerin başlarından beri Rusya hakimiyetine karşı devam eden direnişler zincirinin bir halkasıdır. Bu direnişler büyük kahramanlar, kahramanlıklar, acılar ve fedakarlıklarla birlikte, Türkistan Müslümanlarının nasıl da esaret kabul etmez yiğit bir halk olduğunu tarihe kaydeden olaylardır.

Bugün Kazakistan olarak adlandırılan, Türkistan’ın Kuzey’indeki Bozkır bölgesinde başlayan Sırım Batur önderliğindeki Küçük Orda veya Küçük Cüz ayaklanmasından (1783-1797), yine Bozkır bölgesinde yaklaşık 10 sene Ruslara yenilgiler yaşattıktan sonra 1846’da kendi içimizden bir ihanetle şehid edilen Sultan Kenasarı Kasım’a, 1885’te Derviş Han Töre liderliğinde Oş-Andican ayaklanmasına, 1898’de Dukçu İşan olarak tanınan Andicanlı İmam İşan Muhammed Sabıroğlu’na kadar Türkistan Müslümanlarının ayaklanmaları hiç aralıksız devam etmişti. Sovyet dönemi tarihçileri bu direnişleri önce “Çarlık zulmüne karşı anti emperyalist hareketler” olarak yüceltirken, 1950’den sonra “gerici ve ayrılıkçı isyanlar” olarak nitelemiş, önceki yaklaşımları da özeleştiriye tabi tutmuştur.

Türkistan direniş hareketlerinin hakim vasfının “etnik, kavmiyetçi” değil de İslami oluşu, bütün tarihçilerin üzerinde ittifak ettiği bir husustur. Bu sebeple Türkler ve Tacikler bu mücadelede hiçbir ayırım gözetmemişlerdir. Baymirza Hayit’e göre “sadece dağlık bölgelerde yaşayan göçebe halk arasında direnişi, bir boya (Uruğ) mensup olma şuuru tahrik etmiştir”. (Rusya ve Çin arasında Türkistan, sh. 193).

1916 Kıyamı da dahil olmak üzere, yüzyıldan fazla süren Türkistan direniş hareketlerinin ortak özelliği; fedakarlık ve kahramanlıkta olağanüstü başarılarımıza rağmen, sosyo ekonomik olarak geri kalmanın tabii bir sonucu olarak askeri teknolojideki zayıflığımızdır. Bu sebeple Rus ordularına karşı sürekli bir üstünlük sağlanamamıştır. Neticede Rusya Orta Asya’da hakimiyet kurma hedefine ulaşmıştır.

1916 Kıyamı’nın ayırt edici özelliği, belirli bir bölgede değil öncekilerden farklı olarak Batı Türkistan’ın tamamında yayılmış olmasıdır.

1916 KIYAMI ÖNCESİ DURUM

1865’te Kokand Hanlığı’nın yıkılması ve Taşkent’in Rusların eline geçmesiyle birlikte Türkistan’da Rus hakimiyeti fiilen başlamış, ama Türkistan halkı bu boyunduruk altına girmeyi asla kabullenmemiştir. Aralıksız devam eden ayaklanmalar bunu göstermektedir. Her ne kadar Buhara Hanlığı dışişlerinde Rusya’ya bağlı ve göstermelik de olsa içişlerinde bağımsız ise de. Çarlık Rusya’sı Türkistan’ı, İngiliz ve Fransızların sömürgelerini yönettiği gibi yönetmek istediğini açıkça dillendirirken, Müslümanlar da böyle bir durumu kabul etmenin İslam’a göre caiz olmadığının bilincinde idi. Rusların Orenburg genel valisi Obruçev ile Bozkır’ın Kazak lideri Sultan Kenasarı arasındaki mektuplaşma bir ilahiyat tartışmasını da içerir. Obruçev’in teslim olmalarını isteyen mektubuna verdiği cevapta Sultan Kenasarı, “Size tabi olduğum takdirde Sllah’ın rızasına karşı gelmiş olurum. O’nun gazabından korkarım” diyordu. İşte 1916 olayları, İngilizlerin Avusturalya adalarından asker getirdiği gibi Rusya’nın da Türkistan’dan asker toplamak istemesiyle başladı.

Türkistan’ı Kuzey’de Bozkır Müfettişliği, Güney’de Türkistan Müfettişliği olarak iki idari kısma ayırmış olan Rus işgalciler, “Seferberlik Kararnamesi” ile her iki bölgeden yaklaşık 250’şer bin Müslümanı askere almak istediğini ilan etti. (İl il ne kadar asker verilmesi gerektiği tesbit edilmişti). Bundan önce Türkistan topraklarının gasp edilerek Rus göçmenlere verilmesi, haksız ve ağır vergiler, pamuk tarlalarında zorla çalıştırılma, Rusya Meclisi Duma’da Türkistanlıların temsil edilmemesi gibi uygulamalar Türkistan’ın “sömürgeleştirilmesi amacının” birer uygulamasıydı. 1916’ya gelindiğinde Kırgızistan ekilebilir arazilerinin %59’u Rusların eline geçmişti. “Step Kanunu” uyarınca çıkarılan “kolonileştirme kararnameleri” ile Kırgızları topraksızlaştırıyordu. “Kırgız halkının en önemli topraklarından, otlak yerlerinden ve su kaynaklarından mahrum kalışı sonrası içine düştüğü fakirlik, açlık ve kitlesel ölümler yaşanmıştır”.(1916 Kırgız Büyük İsyanı: Ürkün, Doç.Füsun Kara). Doç.Kara’nın araştırmasına göre Kırgızlar 1885 Fergana, 1897 Taşkent ayaklanmalarına katılmış, bunların dışında 1916’ya kadar halk değişik bölgelerde 1016 defa isyan etmiştir . “1916 yılına gelindiğinde ise Kırgız tarihine Ürkün Ayaklanması ve Katliamı olarak geçen hadise yaşanmıştır”. (Doç.F.Kara, aynı yazı).

İSYAN BAŞLIYOR

1916 başından itibaren Rus basınında “şimdiye kadar askere alınmayan milletlerin cephe gerisinde, inşaat- istihkam işlerinde çalıştırılmak üzere Rus hükümetinin karar alacağı” haberleri çıkmaya başladı. Bu haberler halk arasında yayılınca, zaten var olan huzursuzluk giderek şiddetli tepkilere yol açtı. Türkistan ziyalıları (aydınları) her yerde toplantılar düzenlediler. Özellikle Mahmut Hoca Behbubi önderliğinde Türkistan bölgesinde Semerkant’ta ve Bozkır Genel valiliğinde Alaş Orda hareketi, böyle bir askere alma uygulaması halinde nârâzılık (protesto) gösterilerinin başlatılması kararı aldılar. Bazı Kazak aydınlar da, Osmanlıya karşı değil de Avrupa’da savaşa katılmanın ‘savaş tecrübesi kazanmak’ için yararlı olabileceğini düşünüyordu.

25 Haziran 1916’da Rus İmparatoru 2. Nikola imzasıyla “Rus olmayan erkeklerin” orduya alınması emri ilan edildi. Osmanlı Devleti ile savaş halinde olan Rus ordusu saflarında savaşmak Türkistanlılar için mümkün olmayacak bir durumdu.

1916 isyanları, daha önceki isyanlara göre çok daha fazla etki yaratmış ve çok daha geniş bir sahaya yayılmıştır. Daha önce yaşanan ayaklanmalarda isyan sahası Taşkent gibi şehirler veya Andican gibi bölgeler olabilmekte idi. Bu isyana ise, Kazaklar, Kırgızlar, Özbekler, Türkmenler, Tacikler, Karakalpaklar ve Uygurlar katıldılar. Bu isyanın yankıları bütün Rusya İmparatorluğu’na yayıldı.

İsyan coğrafyasının merkezi Hocend idi. Batı Fergana’da bulunan bugün Tacikistan sınırları içinde yer alan Hocend’den başka, bütün Fergana bölgesi, Maveraünnehir ve Kazak bozkırlarının bir kısmı da isyana sahne olmuştur. Yedisu (Yettisuv) bölgesi, Kırgızlar vasıtası ile yine isyan coğrafyası içinde yer alır. Son olarak, Maveraünnehir’in ötesindeki Türkmenistan bölgesi de, isyana katılan topraklar arasında yer alır.

Böylece, 1916 isyanlarının gerçekleştiği sahanın, aşağı yukarı bütün Batı Türkistan olduğunu söylemek mümkün olmaktadır.

TÜRKİSTAN (GENEL VALİLİK), KIRGIZ, TÜRKMEN, KAZAK İSYANLARI

Ayaklanma bütün Türkistan topraklarında olsa da tek merkezden yönetilmemekteydi. Kıyama katılanların da ellerinde silah neredeyse yok denebilecek seviyedeydi. Balta, sopa, taş, kazma ve küreklerle bu isyanı gerçekleştirmişlerdir. İsyan ilk olarak Hocent ‘de başlamıştır. Sağlıklı bir inceleme için bu isyanları ayrı başlıklar altında incelemekte fayda vardır.

Türkistan Genel Valiliği İsyanı (Genel olarak Özbek ve Tacikler katılmıştır)

İsyanlar, ilk olarak 4 Temmuz 1916 tarihinde Hocend’de başladı. Aralarında kadınlar ve çocuklar da bulunan ve Dedebay Meşeripov, Yahyahan Karı Alimhanov, İşanhan Mirza Ormov gibi insanların önderlik ettikleri 6-7 bin kişilik bir protestocu grup, 4 Temmuz 1916’da Hocend’de karakol binasını kuşatarak çalışmaya gitmeyeceklerini bildirdiler. Polis ve asker tarafından ateş açılarak dağıtılmaya çalışılan kalabalık, askerlerin silahlarını da ellerinden almaya çalıştı.

Bu olayın ardından, Semerkant’ta isyanlar patlak verdi. 5 Temmuz 1916’da Semerkant’a bağlı Angar, Ürgüt, Siyab, Hocaahrar gibi köylerde başlayan ve yine amelelik listelerinin yırtılması ile ortaya konulan tepkinin ürünü olan isyanlar, 7 Temmuz’da Dahbed, 11 Temmuz’da Cumapazar’ da da yayıldı. Aynı gün Registan meydanı’nda binlerce kişi toplandı. 11 ve 12 Temmuz’da Davul ve Çağmay ilçeleri, Yam, Zamin ve Yengikurgan köylerinin de katılımı ile yayılma eğilimi göstermeye başladı. 18-21 Temmuz Semerkand vilayeti Mingarık, Gedaytapmas ve Sergaş ilçeleri isyana katıldı.

Cizzah’ta halk isyanı çok güçlü olmuştur. 13-17 Temmuz tarihleri arası bütün mahalli üst yöneticiler öldürüldü. 15 Temmuz’da Kettekurgan ili Çimbay ve Kelkorgan ilçeleri isyan etti. İşanlar, domlalar, ziyalılar öncülüğündeki ayaklanmanın şiarı, Baymirza Hayit’in zikrettiği çeşitli kaynaklara göre: “Çar ve Ruslar defolsun! Müslümanlara hürriyet! Biz İslam devleti kurmak istiyoruz!” sözleriyle özetlenmişti.

Taşkent’te isyanlar 11 Temmuz günü başladı ve sonra Hıtyatepe, Toytepe, Gıştköprik, Hanabad, Piskent ve Zengiata’ya sıçradı. 20 Temmuz’da Bolat ilçesi, Kıbrey halkı ayaklandı ve özellikle Toytepe’de şiddetlendi. Bu isyana kadınlar da katılmıştır.

Bu ilk isyanlar, bazı yerel yöneticilerin öldürülmesine kadar varmıştır.

9 Temmuz 1916’da Andican kentindeki bir camii avlusunda toplanarak Rusya’nın seferberlik ilanını tanımadıklarını, emrin geri alınması gerektiğini, aksi hâlde yetkilileri öldüreceklerini ilan eden isyancılar, askerler tarafından açılan ateş ile dağıtılmaya çalışılmıştır. Bu olayda, her iki taraftan da ölenler olmuştur.

9 Temmuz’da Namangan’da da isyan başlamış ve 24 Temmuz’a kadar Üyçi, Almas, Cerkorgan Çedavul, Çadek Yukarıaşt köylerine yayılmıştır. Kuyı Aşt köyünde 17 Temmuz’da balta, bıçak, sopa ve taşlarla ilçe başkanı idare binası yıkılmış, resmi görevliler öldürülmüştür.

İsyan 10 Temmuz’da Margılan, 13 Temmuz’da Kokand’da yayıldı. Kokand’da İlçe kaymakamının öldürülmesi ile başlayan hareket, yakın köyleri de harekete geçirmiştir. Kadınların da katıldığı kalkışmalarda, hem Rus yönetimi hem de yerel yöneticiler hedef alınmıştır.

Özellikle Yenikorgan ili Neymençe köyü ahalisi dikkat çekicidir. Burada kadınlar cesaretle birlik içinde baş kaldırmışlar ve ilk safta durmuşlardır.

Bütün bu isyanlar süresinde tutuklamalar ve çatışmalar devam etmiştir. Ancak farklı bölgelerde birbiri ardına patlak veren isyanlardan birinin bastırılması, aynı anda bir diğerinin başlamasına engel olamamıştır.

Kırgız İsyanı

Doç. Füsun Kara’ya göre “İsyan üç aşamalı şekilde yaşanmıştır:

1.Kendiliğinden oluş; Hocent’te isyanın başlaması, 4-11 Temmuz 1916.

2.Silahlı kitlesel başkaldırı ve savaşın başlaması; 7-28 Ağustos 1916.

3.İsyanın bastırılması; çarlığın askeri bölüklerinin operasyonları ve “Uluu Ürkün” (zorlu büyük kaçış) yani Kırgızların dışında Sart Kalmaklar, bazı Dungan köylerinin de katılmasıyla kitlesel olarak Kuzey Kırgızistan halkının çoğunun Doğu Türkistan’a kaçışı. Bu safha Ağustos’un sonunu ve Kasım 1916’yı kapsamıştır

20.Semireçye (Yettisuv) bölgesinde hayvancılık ile uğraşan Kırgızlar, Türkistan’ın geri kalanına göre maddeten daha iyi durumda idi. Ancak bölgeye Rusların ve Ukraynalıların yerleştirilmesi bölgedeki Kazak ve Kırgızların meralarını azaltmış ve ekonomik dengeyi bozmuştu.

Ekonomik durumun bozulmasından ötürü kızgın olan halk, 8 Temmuz 1916’da işçi celbine ilişkin haberi aldı. Bunun neticesinde, 11 Temmuz’da Kepin ilçesi, 12 Temmuz’da Kırgızkorgan ilçesinde isyan başladı. 11-13 Temmuz arasında Bişkek’in Cumhal, Karakeçin, Cuvanarık, Burunçin, Niyazbek, Cumanbay, ve Canıbek ilçelerinde başkaldırı yayıldı. Talas bölgesi isyana katıldı.

Tokmak ve Bişkek’teki isyanın hazırlık çalışmaları gizli yapılmış, sadece yerli Rus halkının değil tecrübeli polis ajanlarının bile dikkatinden uzak tutulmuştur. Temmuz ayının sonlarına gelindiğinde, Kırgızistan’ın hemen bütün bölgelerinde çok geçmeden silahlı ayaklanmaya dönüşen rastgele isyanlar başlamıştır. Narın ilçesinde çıkan halk isyanları özellikle dikkate şayandır. Askeri müfreze, toplanmakta olan bir grup halka ateş açmış ve iki kişiyi öldürmüştür. Ağustos ayında, Merkezi Tiyanşan bölgesinde özellikle Narın vadisinde Niyazbek, Burunçin, Koçkar, Abaildin ve başka ilçelerde Rus askerleriyle savaşa girildi. Tokmak‘da 9 Ağustos’tan Eylül başına kadar orduyla savaş edilmiştir. Doç.Füsun Kara kıyamın durumunu şöyle özetliyor:

“İsyancılar çok iyi silahlanmış olan Rus birlikleri ile girdikleri çatışmalarda verdikleri ağır kayıpların arkasından, sonbaharda dağ eteklerine doğru çekilmeye başlamışlardır. Eylülde savunma amaçlı küçük çaplı çatışmalar yaşanmıştır. Ayaklananlar, çar ordusunun şiddetli baskılarına karşı gelme gücüne sahip olamadıklarını anladıktan sonra, canlarını kurtarmak için vatanlarını terk etmek zorunda kalmışlardır. Böylece ayaklanma yenilgiyle sonuçlanmıştır. Ayaklananlar dağınık şekilde hareket etmişler, düzenli haberleşme ve merkezi yönetim olmamıştır. Askerî eğitim eksik kalmış ve herkes için yetmemiştir.

Kırgızistan’daki 1916 isyanı acımasızca bastırılmıştır. İsyanı bastıracak birlikleri General A.N. Kuropatkin yönetmiştir. Volbaum ile Kuropatkin Kırgızları soykırıma uğratmak için gerekli olan stratejilerini önceden hazırlamışlardı. İsyanı acımasızca bastırmak için hükümet tarafından büyük güç ayrılmış bundan başka şehirlerde ve köylerde yaşayan Rus göçmenlerine silah dağıtılarak birlikler oluşturulmuştur. Bir müddet sonra da bu birlikler askeri bölüklerle birleştirilmiştir. Köyler yakılıp yıkılmış halkın malları ve hayvanlarına el koyulmuştur. Top ve makineli tüfeklerle silahlanan askerler tamamen silahsız isyancıların karşı koyup koymadıklarına bakmadan , yollarına çıkan bütün Kırgız yerleşim yerlerindeki halkı ve Çine kaçmakta olan Kırgızları acımasızca öldürmüşlerdir”.

“Kırgız Türkleri için, bir nevi soykırımla sonuçlanan bu ayaklanmada ölen Kırgız Türklerinin sayısı bir netlik kazanmamış olmasına rağmen, bu konuda farklı görüşler ileri sürülmüştür: Bu sayı bazı araştırmalara göre 300.000 bazılarına göre 100.000 kimilerine göre ise 274.000 kişiyi bulmuştur”.

Türkmen İsyanı

1916 yılı 7-8 Temmuz günlerinde Köktepe mevziinde isyan çıkmış, “Bizi burada asıp öldürseniz de çocuklarımızı vermeyeceğiz” şeklinde protestolar ile başlamıştır. Halk burada aksakalları (Rusların atadığı yerli idareci) öldürmüşlerdir. 12 Temmuz’da Aşkabad ilinin Bahardin köyünde, 14 Temmuz’da Merv’de halk harekete geçti. Çarlık fermanının iptali için Petrograd’a elçi gönderilmesini istenmiş ancak mahalli idare buna izin vermemiştir. 22 Temmuz’da Sarahs ‘da 4000 kişi başkaldırmıştır. Ayaklanma başka illere de yayılmıştır. Özellikle Kökercek, Kurbankez, Hasanköli köylerinde şiddetli çatışmalar olmuştur. Çıkışlar mevziinde durum 13-18 Ağustos’ta iyice gerginleşmiştir. 1-2 Ekim’de Tacan Türkmenleri başkaldırmış, Yavmut Türkmen kabileleri arasından da isyanlar güçlü olmuştur. Türkmen vilayetlerinde isyanlar uzun müddet devam etmiş ve birçok Rus’un öldürülmesine neden olmuştur.

Türkmen isyanının bastırılması ise, General Madridov komutasındaki altı piyade taburu, 1.500 süvari ve 18 top ile gerçekleştirilmiştir. İsyan bastırıldıktan sonra isyana katılan Türkmenler öldürülmüş ve birçok Türkmen köyü yakılmıştır.

Kazak İsyanı

Şubat 1917’ye kadar Türkistan’a yerleştirilen Rusların önemli kısmı Kazak topraklarına iskân edilmişti. Sürdürülen nüfus ve iskân politikaları ile Kazakistan’ın demografik yapısının değiştirilmesi, aynı zamanda ekonomik yapının da değiştirilmesi anlamına gelmekte idi. 1916 yılında bütün Kazakistan nüfusunun %35’i Slavlardan müteşekkildi. %35’lik bu nüfus, toprakların ise %75’ini kullanmaktaydı.

Nüfus çoğunluklarını ve topraklarını kaybeden Kazaklarda, bu nedenle bir memnuniyetsizlik gözlemlenmekte idi. Bu memnuniyetsizlik Taşkent’teki isyanın duyulmasından sonra Kazaklarda da isyan olarak kendini gösterdi.

11 Temmuz’da Carkent, Narın-Çarın mevzii, 6 Ağustos’ta Alamatı ili Samsı istasyonunda, 16 Temmuz’da Akmolla’da, 19 Temmuz’da Karakulak ilçesinde ve Semipalantinsk (Semey) de isyan dalgası yayılmıştır. En şiddetli ayaklanma ise, Turgay oblastında gerçekleşti. Kendi aralarında yaşadıkları geçimsizliklere son veren Kıpçak, Narman ve Argun boyları, Ruslara karşı harekete geçtiler.

Kazak kıyamcılar Köce Köl’de bir Rus birliğini mağlup ederek çekilmek zorunda bıraktılar. Turgay’a yönelik hücumlar ise 5 Kasım 1916’ya kadar sürdü. Bu tarihte General Lavrentev komutasındaki bir kolordu takviye birlik olarak bölgeye ulaştı. Kalabalık ve organize olan bu kuvvet, isyancıları Turgay’dan uzaklaştırdı. Kazak isyanı, bu tarihten sonra kısa süre içerisinde dağıldı.

İSYANLARIN SONUÇLARI

1916 ayaklanmaları, her iki taraf açısından da yıkıcı sonuçlar doğurdu. Türkistanlılar, bu isyanlarda büyük kayıplar verdiler. Ruslar “Yerli halk bilmelidir ki, akıtılan Rus kanının intikamı, sadece suçluların asılması ile değil; arazilerinin müsadere edilmesi ile de alınacaktır” gayesiyle hareket ettiler. Türkistan Genel Valisi Kuropaktin, 16 Ağustos 1916’da cezalandırma birliklerine, ayaklananların öldürülmesi,atlarının, davarlarının, arazi ve mallarının müsadere edilmesi emrini verdi. Halkın tüm kaybının özellikle Kazakların 673.000 kişi olduğu zikrediilir. Ayaklanmanın bastırılmasından sonra ayaklanma önderlerinden 347 kişi ölüme; 228 kişi ağır hapis cezasına ve 129 kişi hürriyet kısıtlanmasına mahkum edildiler. Yedi-Su bölgesinde alınan cezalandırma tedbirleri neticesinde, yerli halkın %30 u yok edildi. Ayaklanma sırasında gösterdikleri sadakatten dolayı Rus göçmenlerine Cizzak’da 2.000, Yedi-Su bölgesinde 2.510.000 hektar arazi hediye edilmiştir.168.000 Trükistanlı Sibirya’ya sürüldü. 300.000 Kazak ve Kırgız, Doğu Türkistan’a geçmek zorunda kaldı. İsyanda şiddetli direniş gösteren Cizzak şehri tamamen yok edildi.

İnsan kayıplarının yanında, birçok köyün yakılması ve hayvan sürülerinin telef olması gibi neticeler, Türkistan halkının yaşam standartlarını daha da düşürdü.

Ancak daha sonra, 1930’lara kadar sürecek olan Basmacı hareketleri, bu isyanlarda kendisini gösteren motivasyonun da etkisi ile Rusya’da Müslüman bağımsızlık hareketlerinin simgesi hâline geldi. Türkistan’daki direniş, Basmacılar Hareketi’nin bastırılması ve daha sonra (1938) ziyalıların Halk mahkemesinde yargılanıp kurşuna dizilmesi ile fiilen bitirildi. Ancak direniş ruhu asla ölmedi.

İsyanın sonuçları Ruslar açısından da olumlu olmamıştır. İnsan kayıpları müslümanlara göre çok daha az olan Ruslar, bu isyanlardan daha çok stratejik olarak zararlı çıkmışlardır. Birinci Dünya Savaşı sürerken meydana gelen bu isyanlar, Rusların bazı birliklerini savaş sahasından çekerek Türkistan bölgesine kaydırmalarına neden olmuştur. Bu nedenle, Rusya’nın cephelerdeki pozisyonu da zayıflamıştır.

Bolşevik devrimine giden yolda, Rus Çarlığı’nı, başka birçok etkenle birlikte bu isyanların da zayıf düşürmüş olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

KAYNAKÇA

HAYİT, Baymirza, Rusya ile Çin Arasında TÜRKİSTAN, Otağ Yayınları,İstanbul,1975.

TOGAN, Zeki Velidi, Hâtıralar – Türkistan ve Diğer Müslüman Doğu Türklerinin Milli Varlık ve Kültür Mücadeleleri, İstanbul 1969.

VERNADSKY, George, Rusya Tarihi, (çev. MIZRAK, Doğukan; MIZRAK, Egemen Ç.), Selenge Yayınları, İstanbul 2009.

ZİYAEV, Hamid, Türkistan’da Rus Hâkimiyetine Karşı Mücadele, (çev. ÇELİKBAY, Ayhan), Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 2007.

DEVLET, Nadir, Rusya Türklerinin Milli Mücadele Tarihi (1905-1917), Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 1999.

KARA, Füsun, Doç. Dr., Fırat Ün. İnsani ve Sosyal Bilimler Fak. Tarih Bl, 1916 KIRGIZ BÜYÜK İSYANI:ÜRKÜN, Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, 2011

www.turkistanlilar.org

Yorum Yapın