Bağımsızlık döneminde Orta Asya’da etnik tanımlar ve sorunlar
9 Ağustos 2017  //  By:   //  Uncategorized  //  No Comment   //   238 Okunma

Özbekistan’da İslam Kerimov’un vefatından sonra yerine geçen Şevket Mirziyoyev’un çabaları sonucu, Orta Asya devletleri arasında sınır sorunlarının kısmen çözümü başta olmak üzere su ve enerji dağıtımı konularında önemli mesafeler alındı diyebiliriz…

09.08.2017

Bilindiği gibi Orta Asya Müslüman Türklerin öz vatanıdır. Gerçek ismi Türkistan olan, Müslümanlaştıktan sonra Maveraünnehir adı ile de anılan bu topraklar her zaman yerel rekabetler, çatışmalar, bir de dünyayı yöneten güçlerin çıkar oyunlarına sahne olmuştur…

Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra Orta Asya Türk Cumhuriyetleri artık bağımsız devletler olarak dünya haritasında yerlerini aldılar. Bu da bölgede komünist Sovyet düzeninin oluşturduğu, başta milli ve dini kimlik olmak üzere, birçok sorunun ortaya çıkmasına neden oldu. Bu yeni süreçte Orta Asya ya da Türkistan halkları ve yeni devletleri kendilerinden beklenen işbirliğini tam olarak ortaya koyamadılar. Bunun yerine bölgesel rekabet, milli ve dini belirsizlikler ve zaman zaman etnik kavgalar ortaya çıkmaya başladı…

İşte Orta Asya’daki bu son gelişmeleri “Dünya Bülteni” (DB) okurlarının yakından tanığı bir isim olan Dr. Namoz Normumin Mohammad ile görüştük.

DB:  Orta Asya’daki son gelişmeleri değerlendirebilir misiniz?

Dr. Namoz: Son bir senede, daha doğrusu Özbekistan’ı 27 yıl dikta rejime ile yöneten İslam Kerimov’un vefatından sonra Orta Asya devletleri arasında durumun iyiye gittiğini söyleyebiliriz. Kerimov dönemimde bu ilişkiler çok soğuk, istikrarsız ve barışçıl değildi. Bu dönemde özellikle Özbekistan-Kırgızistan ve Özbekistan-Tacikistan arasında etnik farklılıklar, su ve enerji dağıtımı ile ilgili birçok sorunlar yaşandı. 2005 ve 2010 yıllarında Kırgız-Özbek çatışmalarında binlerce kişi hayatını kaybetti. Özbek-Tacik sınırında iş sınırlara mayınlar döşenmesine kadar vardı…

İslam Kerimov 2 Eylül 2016 senesinde vefat etti. Onun yerine geçen Şevket Mirziyoyev Orta Asya ülkeleri ile ilişkileri canlandırmak, yukarıda saydığımız bölgesel sorunları çözüme kavuşturmak için büyük çabalar gösteriyor. Bu çalışmaların sonucu olarak Orta Asya devletleri arasında sınır sorunları başta olmak üzere su ve enerji dağıtımı konularında önemli mesafeler alındı diyebiliriz…

DB:  Şu anda Orta Asya devletleri arasındaki bağlar istenilen seviyededir diyebilir miyiz?

Dr. Namoz: Hayır, bunu bu rahatlıkla ifade edemeyiz. Aslında Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Türkmenistan için örnek işbirliği modeli Avrupa Birliği modelidir. Yani bu ülkeler arasında hedef, sınır engellemelerinin tamamen kaldırılması, para, ekonomik, gümrük ve askeri birliğe geçilmesi olmalıdır. Bu sadece bu ülkeler tarihi süreçte kardeş  ülke oldukları  için değil, şimdiki jeopolitik ve  bölgesel gelişmelerin de talep ettiği bir işbirliği modelidir.

orta asya

DB:  Gelelim Orta Asya’daki etnik anlayış ve politikalara. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Dr. Namoz: Türkistan Rusların eline geçmeden önce (1850’li yıllar öncesi) bölge halkları çeşitli Türk boyları olarak hayatlarını sürdürüyorlardı. O zaman Orta Asya Buhara Emirliği, Hive ve Kokand Hanlığı olarak üç yerel devlet bulunuyordu. O zamanlar bu halkların yazısı Arap elifbası idi ve onlar birbirlerini anlamada hiçbir zorluk çekmiyorlardı.

Ruslar geldikten ve daha sonra Sovyetler Birliği kurulduktan sonra Orta Asya beş Cumhuriyete ayrıldı. Bununla Özbek, Kazak, Kırgız, Tacik ve Türkmen etnik kimliğinden söz edilmeye başlandı. Ama yine de üst kimlik Sovyet Komünist insanı ya da halkı idi. Herkes kendini bu şekilde tanıtırdı: Ruslar ise bu topluluğun büyük abisi olarak görülüyordu.

1991 yılında bu Cumhuriyetler bağımsız oldular. Artık herkes ayrı bir millete, yani etnik kimliğe kavuştu. Özbek, Kazak, Kırgız, Tacik ve Türkmen dilleri resmi devlet dilleri oldular. Özellikle, bağımsızlıktan sonra Kazaklar ve Kırgızlar bir millet olarak adeta yeniden doğdular. Çünkü onlar Sovyetler zamanında en çok asimile olmuşlardı. Kendi dillerini neredeyse konuşmuyorlardı. Milli ve dini değerlerini neredeyse unutmuşlardı…

DB:  Orta Asya’da Türk kimliği nasıl tanınıyor ve şu anda pratik bir önem taşıyor mu?

Dr. Namoz: Bunu söylemek oldukça zordur. Çünkü şu anda bu beş devlet kendi milli değerlerini savunan ve (bu nokta önemli) politik olarak, ulus devletleri olma yolundalar. Türk kimliği sadece bazı aydınlar tarafından dile getirilmektedir. Başka bir ifade ile bugün Özbek, Kazak, Kırgız, Tacik ve Türkmenler kendilerini bağımsız bir millet olarak görmekteler. Bir de bölgede alfabe kargaşası yaşanmakta. Türkmenler çoktan Latin yazısına geçtiler. Özbekler Latin ve Kiril yazısını kullanmaktalar. Kazaklar 2025 yılında Latin alfabesine geçmeyi planlamaktalar. Kırgız ve Tacikler ise kesin olarak Kiril yazısında devam edeceklerini bildiriyorlar…

DB:  Siz bölgede yaşanan etnik kargaşalardan da söz ediyorsunuz. Bunu biraz daha açar mısınız?

Dr. Namoz: Evet. Bilindiği gibi, Özbekistan Orta Asya’nın merkezi konumumdadır. Bu sadece coğrafik olarak değil, medeni ve tarihi olarak da böyledir. Orta Asya’nın Buhara, Semerkant, Hive, Taşkent ve Tirmiz gibi  ilmi ve kültürel merkezleri Özbekistan’dadır. Sovyetler Orta Asya’yı beşe ayırdıktan sonra Kazakistan ve Kırgızistan’ın güney, Tacikistan ve Türkmenistan’ın kuzey bölgelerinde Özbek çoğunluktan oluşan iller ortaya çıktı. Kazakistan’da Çimkent, Kırgızistan’da Oş ve Celalabat, Tacikistan’da Hojand ve Türkmenistan’da Taşavuz illeri gibi…

Bu devletler bağımsızlık olduktan sonra kendi hudutlarındaki milli azınlıklara hazımsızlık göstermeye başladılar. Örneğin, 2005 ve 2010 yıllarında Kırgızistan’da yaşanan etnik çatışmalarda binlerce Özbek öldürüldü,  on binlercesi evsiz kaldı ve yaklaşık dört yüz bin Özbek, Özbekistan’a sığınmak mecburiyetinde kaldı. Kırgız hükümeti bu politikalarını devam ettirerek, ülke güneyinde Özbekleri sıkıştırmaya devam etti, Özbek dilinde ders veren okulların çoğu kapandı. Sonuç olarak bu devlette yaşayan yaklaşık bir buçuk milyon Özbek’in neredeyse yarısı Kırgızistan’ı terk ederek, başta Rusya olmak üzere başka ülkelere göç ettiler.

Türkmenistan’da ise artık Özbek kimliği kabul edilmiyor. Herkes kendini Türkmen olarak tanımak ve tanıtmak zorundadır. Tacikistan’da da durum aynıdır. Bu devlette Özbeklerle ilgili her şey, örneğin yer isimler silinerek, yeniden Tacikçe olarak düzenleniyor…

DB:  Bu etnik sorunlarda başka etkenler de söz konusu olamaz mı?

Dr. Namoz: Dediğim gibi artık Orta Asya’daki beş halk bağımsızlıktan sonra bağımsız milletler olmak yoluna girdiler. Ama bu durum yukarıda değindiğim bazı sorunları da ortaya çıkardır. Bu sorunları tetikleyen iç ve dış etkenler de vardır tabi. Burada en önemli iç etken bölge devletlerinin laik ve dikta rejimlerinde ısrar etmeleridir. Bu da toplumlarda maddi çıkarcılığı geliştirmekte ve insanlar karşılaştıkları sorunlarda başkaları, özellikle altını çiziyorum, başka etnik grupları suçlamaktalar. Dış etken ise zikri geçen bu devletlerin kendi aralarında işbirliğini engelleyen Rusya liderliğindeki  Avrasya Ekonomik Birliği ve Rusya ve Çin liderliğindeki Şanghay İşbirliği Örgütlerinin varlığıdır..

DB:  Peki, istikbalde size göre Orta Asya halkaları ve devletleri arasındaki ilişkiler nasıl görünüyor?

Dr. Namoz: Dediğim gibi, Orta Asya Müslüman ve Türk dünyasının en önemli bölgelerinden biridir. Bağımsızlık döneminde ekonomik, siyasi ve etnik sorunların yaşanması bir açıdan doğal kabul edilebilir. Ancak gerçek şu ki bu bölge İslam medeniyetin merkezlerinden biridir. Dolayısıyla bölge halkları ve devletleri arasında karşılaşılan tüm sorunların çözümünde bu Miletlerin Müslüman kimliği önemli rol oynamalıdır diye düşünmekteyiz. Eskiden Sovyet komünist kimliğini zorla üst kimlik olarak kabul eden bu kardeş halklarımız kendi asıl kimlikleri olan Müslüman kimliğine yeniden yönelmelidirler. Bunun yanında Orta Asya devletleri yetkilileri halklarımızı birbirlerine yaklaştıracak ve onlar arasında barışı sağlayacak ve kardeşliği kuvvetlendirecek siyasi adımlar atmak zorundadırlar. Örneğin, Orta Asya halkları sivil Parlamentosu, ilim, kültür, sanat merkezleri ve spor oyunlarının yapılması gibi…

Teşekkür ederiz

Dünya Bülteni.

Yorum Yapın